Share This:

Türkiye’de Tasarımcı Olmak: “Bunu Ben de Tasarlarım…”

Filiz Mungan,
Mungan Art&Design

Özet

Tasarım, sanat ile endüstriyi bir araya getirir. Kaliteli tasarım, firmayı rakiplerinden farklılaştırır, rekabet kabiliyetini güçlendirir, yeni pazarlar kazandırır ve kâr marjını arttırır. Türkiye küreselleşme ve devlet desteği ile beraber teknolojik gelişmelere çok hızlı bir şekilde uyum sağlamıştır. Büyük ölçekte endüstriyel mobilya üretimi yapan tesisler modern teknolojik makine hattı, sistem ve yazılımlar kullanmaktadırlar. Artık uluslararası fuarlarda ziyaretçi olarak değil, aynı zamanda katılımcı olarak da yer alabilmektedirler. Üretim, kalite, malzeme ve teknoloji bakımından uluslararası standartlara sahip yerli markalar mevcuttur. Fakat üretimin en önemli unsuru olan tasarım kalitesi bakımından aynı şeyleri söylemek pek mümkün değildir. Fark yaratacak, hem iç hem de dış pazarda rekabet edebilecek özgün ve yenilikçi tasarım ürünler çok fazla olmamakla beraber, olanlar da taklit edilme suretiyle çok kısa sürede tüketilmektedirler. Teknoloji ve üretim anlamında kendini bu kadar kısa sürede geliştirmiş bir sektörün neredeyse tüm firmalarında tasarım ve ar-ge birimlerinin olmasına rağmen, tasarım anlamında fazla yol alamaması sorgulanmalıdır. Bu bildirinin temel amacı Türkiye mobilya endüstrisinde tasarım süreci, tasarımcı ve işveren arasındaki organizasyonel yapıya eleştirel bir gözle yakından bakmaktır. Sıkça duyulan “Bunu ben de tasarlarım” gibi tasarımı ve tasarım faaliyetini değersizleştiren algı, hem tasarımcı gözünden hem de tasarım yönetimi bakımından incelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Tasarım, Tasarımcı, Tasarım sürecine yaklaşım

Türkiyede Tasarımcı Olmak

soyut

Tasarım sanat ve endüstriyi bir araya getirir. İyi tasarım, firmanın öne çıkmasını sağlar, rekabet kabiliyetini arttırır, yeni pazar fırsatları ve daha yüksek kar marjları sağlar. Küreselleşme ve devlet desteği sayesinde Türkiye, teknolojik ilerlemeyi çok hızlı bir şekilde benimsemiştir. Endüstriyel mobilya üreticileri, yüksek teknoloji ürünü makineler, sistemler ve yazılım kullanıyor. Artık sadece uluslararası fuarlarda seyirci değiller. Uluslararası üretim standartlarına sahip yerel markalarımız bulunmaktadır. Ancak bu üretimin tasarımının uluslararası standartlara uygun olduğunu söyleyemeyiz. Taklit edilerek çok az rekabetçi tasarım girişimi öldürüldü. İyi imalat ile iyi tasarım arasındaki boşluk sorgulanmalıdır. Yazımda tasarım süreci, tasarımcılar ve işverenleri arasındaki ilişkiyi analiz etmeyi amaçlıyorum. 

Anahtar Kelimeler: Tasarım, Tasarımcı, Tasarım Yönetimi

1. Giriş

Tasarım, sanat ile endüstriyi bir araya getirir. Kaliteli tasarım, firmayı rakiplerinden farklılaştırır, rekabeti kabiliyetini arttırır, yeni pazarlar kazandırır ve kâr marjını arttırır. Türkiye mobilyada modern sanayileşmeye geçmeden önce 1950’li yılların başlarına kadar mobilya imalatını atölye bazında usta çırak ilişkisi ile gerçekleştirdi. 1960’lı yıllarda sanayi ivme kazanmış, 1983 yılı sonrasında Türkiye ekonomisinde yapısal reformlar gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde Türkiye’ye beyaz eşyadan, tekstil ve mobilyaya pek çok sektörün uluslararası markaların ürünleri girmiş ve Türk firmaları da bu ürünler ile yerel pazarda rekabet etmek zorunda kalmışlardır. 1990’lı yıllardan bu yana devlet Türkiye’nin açık Pazar ekonomisinde rekabet edebilmesi için endüstriyel tasarımı desteklemiş ve Türk Patent Enstitüsü tarafından ürün tasarımlarının tescili yasalaştırılmıştır. Devlet hâlâ endüstriyel tasarımı Türkiye’nin kalkınma planları kapsamında ele almakta ve tasarımcıların üretim sürecinin bir parçası olarak değerlendirebilmesi için stratejiler geliştirmektedir. Bu bağlamda ekonominin en önemli unsurlarında mobilya sektörü geçmişten günümüze üretim anlamında ciddi yol kat etmiştir. Türkiye küreselleşme ile beraber teknolojik gelişmelere özellikle 2000’lerden bu yana çok hızlı bir şekilde uyum sağlamıştır. Endüstriyel mobilya üretimi yapan tesisler modern ve son teknoloji makine, sistem ve yazılımlara yatırım yapmakta ve kullanmaktadırlar. Artık uluslararası fuarlarda ziyaretçi olarak değil, aynı zamanda katılımcı olarak da yer alabilmektedirler. Üretim kalitesi, yan sanayi, malzeme, teknoloji bakımından uluslararası standartlara sahip yerli markalar da mevcut. Fakat üretimin en önemli unsuru olan tasarım kalitesi bakımından aynı şeyleri söylemek pek mümkün değildir. Fark yaratacak ve hem iç hem de dış pazarda rekabet edebilecek özgün ve yenilikçi tasarım ürünler çok fazla olmamakla beraber, olanlar da taklit edilmek suretiyle çok kısa sürede tüketilmektedirler. Bu problemin temeli tasarımcıya ve tasarım sürecine olan yaklaşımda yatmaktadır. Bu bağlamda. Sıkça duyulan “Bunu ben de tasarlarım” gibi tasarımı ve tasarım faaliyetini değersizleştiren algı, hem tasarımcı gözünden hem de tasarım yönetimi bakımından incelenmiştir.

2. Tasarım Nedir?

Tasarım belli bir ihtiyaç/problem karşısında kullanıcı esas alınarak işlevsel ve estetik kaygılar doğrultusunda yapılan plan, proje, çizim gibi faaliyetler ve bu faaliyetler sonucunda varılan çözüm önermesidir. Tasarım faaliyet alanı küreselleşme, kültürel ve ekonomik dönüşümle beraber sürekli değişmekte ve genişlemektedir. En çok bilinen ürün tasarımı, mimari tasarım, çevre tasarımına ambalaj tasarımı, grafik tasarım, moda tasarımı, iletişim tasarımı gibi  ihtiyaçlar doğrultusunda yeni uzmanlık alanları eklenmektedir. Fakat hangi hizmet alanı olursa olsun tasarım faaliyeti müşteri beklentilerini iyi okumuş, yenilikçi, yaratıcı olmakla beraber sistemli ve disiplinli çalışmayı gerektirir. Tasarım ve tasarımcı her zaman yenilikçi ve yaratıcı olmak zorundadır. Kaliteli tasarım firmanın rekabet kabiliyetini ve kâr marjını arttırır. Fakat her ürün firmaya maksimum kâr getirmek zorunda değildir. Hedef doğrultusunda bazı ürünler çok fazla satmasa bile firmaya/markaya prestij kazandırır. Yani her zaman çok satan ürün doğru ürün değildir.

3. Tasarımcı Kimdir?

Türkiye’de tasarımcılar en az lisans mezunudur. Genel olarak tasarımcılar, hem fen bilimleri hem de sosyal bilimleri içeren genel eğitimler dışında ayrıca uzmanlık alanına yönelik spesifik eğitim, atölye ve ileri bilgisayar programları kullanarak pratiğe yönelik proje dersleri alırlar. Endüstri ürünleri tasarımcıları bunlara ek olarak mühendislik, ileri imalat üretim süreçleri, pazarlama uygulamalarına yönelik bir eğitim sürecinden de geçerler.

Tasarım sürecinde tasarımcıyı en çok zorlayan işin başlangıç kısmı YARATICILIK-FİKİR aşamasıdır. Bu aşama beraberinde karmaşıklığı getirir. İşin başlangıç aşamasında tasarımcıya doğru brief verilmesi ve tasarımcının doğru soruları sorması çok önemlidir. Firmanın pazarlama stratejileri bakımından üründen beklentileri, müşteri kitlesi, satış hedefleri, teknolojik ve ticari kısıtlamaları vs. gibi tüm bu verileri sentezleyip beklentilere en uygun çözümü seçmek tasarımcının inisiyatifindedir. Yaratma sürecinden önce problemin ne olduğunun tanımlanması çok önemlidir.

Yaratma süreci, “bir kişiye ait olan gizemli bir yaratıcı yetenek değil tekniklere ait öğrenilmiş bir beceridir.[1] Sektörde bir tasarımcıdan, tasarım problemine yaratıcılık yeteneği, mesleki bilgisi ve sorun çözme becerisiyle yaklaşarak tüm sürece hakim olması beklenir. İlgili birimler ile koordinasyon ve iletişim kurabilmesi önemlidir. Dolayısıyla bir tasarımcı hayal gücü kuvvetli, detaycı, iletişim ve algılama kapasitesi yüksek, üretim süreci ve malzeme bilgisi olan, projeyi başından sonuna yönetebilen ve sonuca ulaştıran kişi olmalıdır. Her ne kadar lisans eğitimleri hem teori hem de pratiğe yönelik dersler içerse de yeni mezun olmuş tasarımcının seçeceği sektörde tecrübe kazanması ve tecrübe süresini olabildiğince kısaltması kendi becerisine ve işvereninin ona imkân sağlamasına bağlıdır. Fakat sektörde tasarım departmanı en çok personel sirkülasyonun olduğu bölümlerdendir. Tasarımcı ile verimli bir şekilde çalışmak için tasarım disiplinini ve tasarımcıyı motive eden olumlu ve olumsuz faktörleri dikkate almakta fayda vardır.

3.1. Tasarımcı Motivasyonunu Olumlu ve Olumsuz Yönde Etkileyen Faktörler

Tasarımcıdan verim alınamamasının nedenleri elbette birçok başlık altında incelenebilir. Konuyla ilgili bir çalışmada motivasyon süreci, yaratıcılık ve önemi ile ilgili şöyle denilmektedir:

Motivasyon süreci birçok açıdan değişkeni olan, kolay ölçülemeyen, fakat örgütsel açıdan çok da büyük önemi olduğu için incelemeye değer ve önemle üzerinde durulması gereken bir süreçtir. Tasarım mesleği için yaratıcılığın önemi büyük olması sebebi ile, iş yerlerinde motivasyonun sağlanabilmesi, özellikle bu meslek için yüksek derecede önemlidir.[2]

Çalışmada yer alan tasarımcının motivasyonunu olumsuz yönde etkileyen unsurların belli başlıları şöyle sıralanmıştır:

-Saygınlık hissi, takdir görmemek,

-İş ortamının huzurlu olmaması,

-Ücretlerin düzenli ödenmemesi,

-İkramiye olmaması,

-Projelerin iptal olması, boşa giden emekler,

-Kısa termin verilmesi

Motivasyonu olumlu yönde etkileyen unsurlar ise şunlardır:

-Saygınlık hissi, takdir görmek,

-İş ortamının huzurlu olması,

-Başarı sonrası ödüllendirme,

-Ekip çalışmasına ortam sağlanması,

3.2. Mobilya Sektöründe Tasarım Departmanın Diğer Birimler ile İlişkisi Üzerine

Tasarım departmanının şirket organizasyon şemasındaki yeri önemlidir. Her firmada farklılık gösterebilir. Tasarım birimi, pazarlama, Ar&Ge ile sürekli koordinasyon halinde çalışmak zorunda olduğundan çoğu zaman görev tanımları karışabilir. Böyle durumlarda Tasarım süreci uzayabilir veya verimsizleşebilir.

*Tasarım Ar-Ge İlişkisi;

Mobilya sektöründe en çok karıştırılan ve belirsizliğini koruyan Tasarım-Ar&Ge çelişkisidir. Bazı firmalar tasarım kelimesi ile Ar&Ge kelimesini eşanlamlı gibi görür ve tasarım ekibi yerine doğrudan Ar&Ge kavramı kullanılır. Ürünlerin karmaşık ve birçok uyarlama gerektirdiği teknolojik işletmelerde bu tanım yadırganmaz fakat mobilya sektörünün işleyişi bakımından çok uygun değildir. Tasarım ve ar-ge birimi birbirinin müşterisidir. Bu sebeple tasarımın Ar&Ge bağımlılığı sıklıkla yetki ve koordinasyon sorunu ortaya çıkarır.  Genellikle de her başarısız ürün yönetiminde ne yazık ki şirketlerin günah keçisi olmaktan kurtulamazlar.

*Tasarım Pazarlama İlişkisi;

Mobilya pazarı teknolojik gelişmelere paralel olarak zamanın moda eğilimlerine ve sosyo-kültürel farklılıklara göre değişir. Her markanın pazarda hedeflediği belli bir müşteri kitlesi ve pazar payı vardır. Pazarlama departmanının, eğilimleri iyi analiz etmesi, ileriye yönelik öngörülerde bulunması ve bu doğrultuda stratejiler geliştirmesi çok önemlidir. Piyasaya yeni girecek ürünün doğru satış noktalarında ve doğru fiyat aralığında piyasaya sunulması diğer önemli bir detaydır. Aksi takdirde, ürün/tasarım başarılı olsa da ürün yaşam eğrisi çok kısa olabilir.  Pazar eğilimlerinin belirlenmesi ve firma koleksiyonun planlaması aşaması pazarlama biriminin sorumluluğunda veya tasarım birimi ile ortaklaşa yapılabilir.  Bu süreç pazarlama biriminin sorumluluğunda ise tasarım birimine detaylı, iyi araştırılmış ve doğru brief verilmesi gerekir. Dolayısı ile her iki durumda da ortak bir çalışma söz konusudur. Yöntem ne olursa olsun iki birim arasında sağlıklı ve sürekli bir iletişim kurulması verimliliği artırır.

3.3. Peki Kaliteli Tasarımdan Ne Anlamak Gerekir?

Bazı ürün tasarımları bulunduğu zamanın ve kültürünün ötesine geçmeyi başarır. Örneğin 1929 Mies Van der Rohe’nin tasarladığı meşhur ‘Barcelona Chair’ bugün hâlâ en çok tercih edilen ve en çok taklit edilen ürünler arasındadır. Veya 1946’da ilk endüstriyel mobilya üretimi olarak kabul edebileceğimiz Charles Eames’in  kontraplak yemek sandalyesinin 2000’li yıllarda bile hâlâ birçok benzerini görmek mümkündür. Bazen firmayı tasarım felsefesinin kendisi marka yapar, bazen de tasarımlar tasarımcısını markalaştırır. Günümüzden İkea, tasarım felsefesi ile marka olmaya güzel bir örnektir. Veya Karim Rashid, Sezgin Aksu, Faruk Malhan gibi tasarımcıların tasarımları ile beraber isimlerinin markalaşması gibi. Taklit edilse bile tüketilemeyen, taklitlerinin aslını yaşattığı tasarımlar da doğru tasarımlardır.

Bazı tasarımlar vardır ki, teknolojinin getirdiği avantajları iyi kullanmış, sade çizgileriyle hem estetik bir obje hem de işlevsel bir ürün olabilir. Veya günlük yaşamda kullanılan basit sıradan malzemeler ve objeler tasarımcı zihninde öyle harmanlanır ki bambaşka bir çözümün parçası olur. Çoğu zaman fikir öyle kuvvetlidir ki arkasındaki tüm karmaşık yaratım sürecini gölgede bırakır. Bu süreci daha önce hiç deneyimlememiş olanlar gördüklerinden esinlenerek ve cesaret alarak tasarım yapmak isteyebilirler. A ürünün kolu, B ürünün ayağı gibi farklı parçaları bir araya getirmek suretiyle yaratılan ürünler de bilgisizliğin ve tecrübesizliğin getirdiği bir özgüvenin neticesidir. Sonuçta ehil olmayan ellerden çıkan bu tarz ürünler birer kitsch nesne olmaktan öteye geçemez. Üstelik çoğu beklenilen ticari başarıyı da getirmez. Firmaya marka değeri olarak da hiçbir katkı sağlamazlar.

Avize 1

Afyon dinlenme tesisleri, restoran bölümü giriş avizesi

Avize 2

‘Porca Miseria’ avize tasarımı, Tasarımcı Ingo Maurer

 4. Sonuç

Bir İç Mimar ve kariyerinin 14 yılını endüstriyel mobilya sektöründe tecrübe etmiş bir tasarımcı olarak kendi izlenimlerimi aktarmam gerekirse eğer;

Türkiye de tasarımcı olmak, üniversite eğitim dönemindeki ideallerin, hayallerin ile küreselleşmenin getirdiği yozlaşmış tüketim anlayışı ve firmaların satış hedefleri arasında sıkışmak demektir.

Türkiye de tasarımcı olmak, henüz kurumsallaşmayı başaramamış bir firmanın dünya markası olma hayallerinin derin sularında yüzmeye çalışırken, asla görev tanımını tam olarak öğrenememektir.

Türkiye de tasarımcı olmak saatlerce süren fikir ve çizim aşamaları neticesinde, tasarımının ya hiç üretime girememesi veya üretimden bambaşka bir şekilde çıkmasıdır.

Türkiye’de tasarımcıdan yaratıcı olması istenir, fakat çoğu proje “çok uçuk kaçık” olarak nitelendirilip, ar-ge aşamasına bile geçemeden rafa kaldırılır.

Sektörde Tasarımın gücü ve önemi sık sık dile getirilir fakat tasarımcıyla verimli çalışılamadığından sonuç işveren açısından tatminkâr değildir. Bu tarz durumlarda veya tasarım-ar-ge maliyetine katlanmak istemeyen firmalarda taklit en sık başvurulan yoldur. Hali hazırda belli bir pazara sahip rakip firmaların pazar payını taklit yoluyla çalmak etik açıdan doğru olmadığı gibi, uzun vadede de başarısız bir girişimden başka bir şey değildir. Bu firmaya ancak sıradanlık ve geçici kazanç sağlar. Özellikle yabancı markaların koleksiyonlarını büyük bir hayranlıkla takip ederken bilinmelidir ki hazırlanan bu koleksiyonlar firmaların uzun yıllar yaptığı Tasarım ve Ar&Ge çalışmalarının bir sonucudur. Dünya çapında marka olmuş firmaların tasarımlarına imrenerek bakıp, onları överken, kendimize döndüğümüzde “Bunu ben de tasarlarım” gibi bir altı boş bir öz güven ve cesaret, ancak bilgisizlikten kaynaklanabilir. Tasarımcıdan verim almak; tasarımcının mesleki becerilerine öncelikle saygı duymak, imkân yaratmak ve tasarım felsefesine sahip olmakla mümkün olabilir. Bu faydayı kısa sürede sağlamak için ülkemizde henüz yeni bir uzmanlık alanı olan ‘Tasarım Yönetiminden faydalanmak elzemdir.

Tasarım sürecinin kişilere ait gizemli bir yaratıcı yetenek olmadığını, tekniklere ve belli iş disiplinine ait bir beceri ve ekip çalışması olduğunu artık benimsemek gerekir. Her iş disiplininde olduğu gibi tasarım disiplininde de kendine ait bir mantığı, girdileri ve çıktıları vardır. Her ne kadar bireysel bir eylem gibi görünse de tasarım; pazarlama, satış sonrası servis ve Ar-ge birimleri ile koordineli halinde yapılan bir ekip çalışmasıdır.


5846 sayılı yasa gereği lütfen gerektiği gibi kaynak göstermeden alıntı yapmayınız.!

Bu yayın Uluslararası katılımlı “Ahşabın Tasarım Serüveni” Sempozyumunda bildiri olarak sunulmuştur. 2016

Kaynaklar

Brigitte Borja De Mozota, Tasarım Yönetimi, çev. Sibel Kaçamak, MediaCat Kitapları, İstanbul 2005.

Alpay Er-Şahika Etemoğlu, “Türkiye’de Endüstri Ürünleri Tasarımcılarının Motivasyon Faktörleri Üzerine Bir Çalışma,” UTAK 2014 Bildiri Kitabı, der. Pınar Kaygan-Harun Kaygan, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Yayınları, Ankara 2014.

  1. Esen Taylo, “Küreselleşmenin Türkiye’de Endüstriyel Tasarımın Gelişimine Etkileri,” ….

Adem Yılmaz, Dünden Bugüne Mobilya Tasarımı ve Teknolojisi, …..

[1] Brigitte Borja De Mozota, Tasarım Yönetimi, çev. Sibel Kaçamak, MediaCat Kitapları, İstanbul 2005, s. 30

[2] Alpay Er-Şahika Etemoğlu, “Türkiye’de Endüstri Ürünleri Tasarımcılarının Motivasyon Faktörleri Üzerine Bir Çalışma,” UTAK 2014 Bildiri Kitabı, der. Pınar Kaygan-Harun Kaygan, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Yayınları, Ankara 2014, s.59

 

One thought on “Türkiye’de Tasarımcı Olmak

  1. Tasarım nasıl yapılır diye merak edenler..
    https://www.mobilyabilgi.com

    Bir incelesin..
    Sadece tekrar, zıtlık gibi kavramların yanında renk armonisi ve bir bütünlük bir anlam inceleyin derim ve tavsiye etmeyi unutmayın avrupaya yayılmadan türkiye ye yaymak lazım

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir